15 Ağustos 2017 Salı

Kronik Aşk ve Etkileri

           Son zamanlarda çok düşünüyorum. Sadece hissedebildiğim bir şey nasıl böylesine bünyemi alt üst edebilir?
           Beyinde ağrı uçları yoktur dolayısıyla aslında baş ağrısı diye bir şey yoktur. Baş ağrısı vücutta başka şeylerin sinyalidir. Aşk da böyle bir şey bence. Şimdi söyleyin bana aşık olduğunuzda vücudunuzda hissettikleriniz nedir? Uyuyamama, iştahsızlık falan psikolojiyle etkilenen yegane sonuçlar fakat el titremesi, baş ağrısı, kalp çarpıntısı, parmaklarda seğirme, mide bulantısı, baş dönmesi... daha bir sürü şey. Size de okuyunca bir ilacın prospektüsü gibi gelmedi mi? İlaçlar kimyasaldır, pek tabi vücut kimyasına etkileri vardır. Demek ki aşk da kimyasal. Demek ki fazla aşk da öldürebilir.
           Bu etkileri ilk hissettiğimde 'hoop' dedim. Olamaz yani saçmalama dedim. Alt tarafı aşık olduk ya!? Bir duygu başımı döndüremez. Döndürürmüş. Yıllarını hissiz ve duygusuz olarak geçirmiş bir insanın, siz de takdir edersiniz ki, böyle bocalaması, şaşkına dönmesi, ''aşk mı? o ne ya? yeniyor mu?'' demesi çokta şaşırtıcı değil aslında. Ben çok mantıklıyımdır. Dur dur yanlış oldu. Ben çok mantıklıydım. Bir his insanları nasıl manyak eder? İnsanlar bir insan tarafından sevildiğine nasıl inanır? sevginin kanıtı olur mu? Gibi milyarlarca soru vardı hep kafamda. Hiçte inanmadım aşk diye bir şeyin varlığına.(Sonra bir akşamüstü arabanın ön koltuğunda bir çift göz tarafından inandırıldım ki o bambaşka bir hikaye.)Tabi insan bilmediğini aşağılamaya çok müsait bir varlık. Bende ''Aşıksanız aşıksınız be! Yeter, bu ne acısı?'' diye nasıl dalga geçtim yıllarca insanlarla bir görseniz, gülmekten ölürsünüz. Neden? Şimdi aynısını ben yaşıyorum da o yüzden. Bana söylenecek tek laf ''Büyük lokma ye Büyük konuşma''.
          Böyle söyleyince ''ah çok pişmanım Allah belasını versin bu duygunun'' gibi şeyler anlaşılmasın, aldığım her nefeste şükrediyorum bunları hissedebildiğime ve kalbimle gurur duyuyorum böyle sevebildiği için. Ama beni başta bocalatan şey hislerimin sahiden hayatımın her alanını etkiliyor oluşuydu. Yani sayın okuyucu çok yaşlı değilim hatta hiç yaşlı değilim çocuk dahi sayılabilecek bir yaştayım ama ilk defa ''hissediyorum''. Hal böyle olunca yürümeyi yeni öğrenen çocuklar gibi bir oraya bir buraya çarpa çarpa yolumu buluyorum.
           İnsan söylenen her sözden etkilenir mi ya? Oooo hem de nasıl. Güzel bir şey söylüyor mesela, benim sırıtmaktan yanaklarım ağrıyor. Kötü bir şey oluyor tartışıyoruz diyelim. Uykusuzluk en hafif etken. El titremesi mi dersiniz? Kalp çarpıntısı mı ? Zannedersin kalbim isyan bayrağını çekiyor. Hayır efendim diyor o yoksa bende yokum. Yıllardır benim sayemde çarpıyorsun şimdi bu beylik laflar kime? diyemiyorsun tabi kalbe. Denmiyor çünkü el mecbur. Millette migren yok efendim kronik bilmem ne varken, ben bu yaşta kronik aşık oldum ya la. İyi mi? (çok ta şey yapmayın ya iyi bir şey, ben memnunum halimden)
Son etkisi de aşk kafa yapıyor sayın okuyucu. 8. kattan atlamış etkisi yapıyor. Sudan çıkmış balıklık en hafif hali aşkın. E aşık olmayak mı diyeceksiniz. Ben aşık olmayın demiyorum hobi olarak yine olun. Yok yok şaka bir yana, bu etkiler şu saçma sapan dünyada yaşayabileceğiniz en güzel en şahane şeyler. Ben aşık olmayın demiyorum, bu etkileri görünce şaşırmayın diyorum. Çünkü kimse bana anlatmadı bunları. Ben başta bocaladım siz bocalamayın diye anlatıyorum. E insan ömründe bir aşık olmuşuz onun da acısını çekmeyelim mi yani??     (Sen de haklısın.)

Ölüm var Ölüm Sevin

                    Şimdi diyorum ya çok aşığım diye. Aşkın olduğu yerde çok büyük korkular oluyor. Kaybetme korkusu, kılına zarar gelecek korkusu, kavuşamama korkusu... Bunlar sadece ilk anda aklıma gelenler. Ben de çok korkuyorum. Her sabah aklımda şu cümle var. ÖLÜM VAR ÖLÜM SEVİN. E  ölüm var işte. baksana bundan daha ciddi ne olabilir. Yapma işte sev beni. Seviyor da zaten. Ama ona göre çok sevse de birlikte olmamıza engel şeyler var. Kendini öldürecek aşkından öyle seviyor bak. Bende aklımı çıldırıcam aşkımdan öyle seviyorum. Yanımda uyusa her sabah nefesini kontrol ederdim.
                   Şu hayatta her şey geçer de ölüm çaresi olmayan tek şey. Dönüşü yok ki. Önündeki tüm köprülerin yıkıldığını düşün denizden gidersin, sular çekilse uçarsın, yani denizleri çevirseler gemileri karadan yürütürsün de ölünce işte ne deniz kalır, ne hava ne toprak. İşte çaresizlik şu hayatta en ürkütücü şey. Ellerini bağlıyorlar kaçamıyorsun. Ağzını bağlıyorlar bağıramıyorsun. Bağırsan duyuramıyorsun.
                  Sözün özü sayın okuyucu şu dünyadaki en klişe şey ama ölmeden önce yaşayın. Hani seviyorsanız söyleyin demiyorum size. Ama sevdiğinizi hissedin. Herkesten saklayın istiyorsanız ama kendinize itiraf edin. Öyle eften püften sevmeyin ama. Gögüs kafesiniz yırtılacak gibi sevin. Bir nefesinizde bile hissetmeyecek olsanız o nefesi alamayacak gibi sevin. Yani sevmeseniz ölecek gibi sevin. Sonra da ölmeden önce sevginizin şanına yakışır bir şeyler yapın. Şarkı söyleyin mesela her dizesi onun için. Yazı yazın her harfi o seviyor diye koyun. Koşun ya da, her adımı ona koşuyormuş gibi atın. Hiçbir şey yapamıyorsanız ikiniz için yaşayın. En azından ölmeden önce yaşayın.

Aşkın Başlangıcı Olmaz


            Çok sıradan geçen, düzgün denebilecek, sıkıcı ama bir o kadar kalabalık hayatımda milat kabul edeceğim bir şey oldu. İnsan yaşarken tabi tam olarak bu an benim miladım diyemiyor. Yaşadıkça anlıyorsunuz. Üstünden biraz zaman geçince bütün taşlar yerine oturuyor. Taş dediysem öyle sahil kenarında bulacağınız alelade taşlardan değil, burada milat taşlarından bahsediyorum sayın okuyucu. Mesela tanıştığınız insanların hayatınızda ne rolleri olacağını tam anlayamıyorsunuz bazen. ilk tanıştığınızda bu insan benim hayatımı kökünden değiştirecek diyenleriniz varsa şanslı kesimdensiniz. Ben diyemedim. Zaten öyle ileri görüşlü bir insan olduğum söylenemez. Şimdi milat milat diyoruz da eskiden olsa bir insanın hayatında milat olabilecek birsürü şey olabileceğini söylerdim. Ama artık o ben değilim o başka bir hikayenin konusu. şimdi ise bir insanın hayatında milat olabilecek tek şeyin anca çok güçlü bir duygu olabileceğini öğrendim.Aşk diyorlar. Ben tam bilmiyorum tanımını. Şu an sadece hissedebiliyorum. Hislerimle de gurur duyuyorum ama o da başka bir hikayenin konusu. Ben aslında aşık olabilecek bir insan da değilimdir. Tanısanız hak verirdiniz bana. Ama kaçınılmaz son OLDUM MU ? HEM DE DİBİNE KADAR.  Yani neymiş aşk bir insanın hayatını kökünden değiştirmeye yetermiş. Ama şimdi bir duyguya bütün gücü yükleyip aşık olunan şahısın hakkını yememek gerek. Şayet kendisi hayatımın kahramanı. Kendisinin bir çok ismi olmasına rağmen benim kalbimde, bunların hiçbirini siz sayın okuyucu maalesef bilemeyeceksiniz.